Kovulmuştu bir vakitler tekkeden
Şimdi geri geliyor dönüp Yemen’den
Göçmen kuşların kanat vurduğu yerden
Bir filiz doğuyor, sen de özlemedin mi?
Yalın ayak, peltek dil, kırmızı sarık
Kızıldeniz iki dişimin arasındaki yarık
Sur dibinden suya inen eski kayık
Hikâyeye kulaç atıyor, sen de özlemedin mi?
Taşın vurup parçaladığı ayna
Pencere değil gözlerim kara
Biri bine bölen bu eski yara
Kapanmadı, kapanmıyor, sen de özlemedin mi?
Âşıklar kaçamaz muhakkak denk gelirler
Yaratılmış olanlar yaratmayı bilemezler
Cezbenin ne olduğunu izah edemez sözlükler
Bu cendere ruhumu sıkıyor, sen de özlemedin mi?
Galip gelince bu meydanda gönül akla
Soru sorulmaz gerek kalmaz cevaba da
Bu nefesim, bu nefsim, ruhum da burada
Kesmiyor bu bıçak, sen de özlemedin mi?
Yalancıların dili ıslak, aklı kayıyor
Benim sesim kısık, kalbim kaynıyor
Sana âşık olanlar her seraba koşuyor
Mecburî eşiğinde ölüyor, sen de özlemedin mi?
Hüsameddin BAYRAKLI