Kalbimden Onun Sevgisini Çıkart Ki Istırabı Son Bulsun

Aşığın biri âşıklıkta öyle bir makama ermiş ki, kıblesini şaşırmış. Şimdi kıblesini şaşırmış bir adam için “makama erdi” ifadesini kullanmama kızacaklar olabilir. Umarım bir gün bizimle aynı sofrada otururlar da tuza ekmek banarlar. Zaman içinde âşık öyle bir hale bürünmüş ki, yüzünü nereye dönse orada sevdiğinin yüzü belirmeye başlamış. Baktığı her yerde onu görür olmuş, gece gözünü yumduğunda sevdiğinin çehresi, gündüz gözünü açtığında yine o. Aynaya baktığında gördüğü onun sureti, namaza durduğunda secde ettiği onun dizleri. Bu hâl âşığın itirazının olduğu, olabileceği bir hâl değil. Fakat âşığın bu makamı sevdiği o güzele de sirayet etmiş.

O güzel bir zaman sonra nefes aldığı her an içinde kendisini o âşık gencin seyrettiğini hissetmeye başlamış. Nefes alırken, aynaya bakarken, gülerken ve ağlarken, yemek yerken ve karadut şerbeti içerken… Fakat sayacaklarımız sadece bunlar değil. O güzel artık hamama girdiğinde de âşık genç tarafından seyredildiğini hissetmeye başlamış, bu bir vehim diyerek kendini rahatlatmaya çalışsa da peştamalını sıkı sıkıya bağlayıp, yüzünü hamamın duvarlarına dönerek su dökmüş bedenine. Ve en son, iş artık o güzelin tuvalet ihtiyacını gidermesine gelince, güzel kalbinden bu vehimleri giderememiş. Kendini sıkmaya başlamış. Bir gece geçmiş böylece, ikinci gece gece ıstıraplar başlamış. İkinci gecenin ilerleyen saatlerinde güzel feryatlar içinde bağırmış odasının duvarlarına dönerek, “Çevir gözlerini benden, boğuluyorum”

İşte tam o anda âşık gencin kalbine bir ok saplanmış. Sevdiğinin haykırışını hissetmiş olsa gerek ki, gözlerini sıkıca yummuş. Ama ne çare. Gözlerini kapatması, sevdiğinin suretini silmeye yetmemiş. Genç adam çaresiz bir hal ile ne yapacağını düşünerek ağlamaya başlamış. Öyle çok ağlamış ki, gözleri dermanını kaybetmiş bir iki saat içinde. Gözleri dermansız kalsa da hâlâ o güzelin yüzünü karşısından silinmemiş. Ağlamasının iki sebebi varmış. Birincisi sevdiğinin içinde bulunduğu bu sancılı hâl, diğeri bu hale sebep olanın kendi olması ve bir türlü çare bulamaması. Genç âşık işte o gece, gecenin en karanlık vaktinde kıblesini o güzelden Kâbe’ye çevirmiş, ellerini açmış ve dua etmeye başlamış.

“Kalbimden onun sevgisini çıkart at ki, ona verdiğim ıstırap bir son bulsun.”

Hüsameddin Bayraklı
Ocak, 2020

(Visited 134 times, 1 visits today)

Gitmeden Bir Şeyler Yazmak İster Misin?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir