Allah’la Arası İyi Olmayan Radyocu

Saat 02.38. İnternet üzerinden bir radyo dinliyorum. Radyocu Allah’la aram iyi değil dedi yayına katılan bir dinleyiciye. Sonra espri yapar gibi küfür etti laf arasında Allah’a. Şu anda da küfürlü saçma sapan bir şarkı çalıyor. Artık o radyoyu kapatma vakti geldi. Gece vakti böyle şeyleri neden dinler insan? Belki de onu kimse dinlemiyordur diyeceğim ama yayına katılanlar var. Enteresan. Gecenin bu saatleri insanın en sakin, en dingin olduğu saatler hâlbuki. Şu an hemen gidip tam bu havaya uygun bir şarkı açtım. Uzun zamandır böyle anlık olarak yaşadığım hisleri kaleme dökmemiştim. Kalem dediğime bakmayın, klavyenin tuşlarına basıyorum. Ama şu an akıp giden zamana kelimelerimle eşlik etmek çok güzel bir duygu. Konuşurken bunu yakalamak gerçekten çok zor bir iş, bana inanılmaz zor geliyor. Ama yazmak böyle değil. Yazarken zamanı yakalıyor gibi hissediyorum. Uzansam orada evet biliyorum, tutsam tutabilirim, tutunabilirim. Kelimelerden uzak olduğumda yani yazmak ve konuşmak dışında sadece düşünmeye başladığımda, o zaman zaman elimden kayıp gidiyor gibi hissediyorum. Bir iki saat sonra bir bakıyorum ki, zaman arayı açmış. Üstelik ne yaptın diye sorsanız bana, “hiçbir şey” diye cevap veririm o geçen zaman içinde. Koca bir hiç. Elim yoruldu çok hızlı yazdığım için. Bir miktar şarkıyı dinleyeceğim gözlerimi kapatıp. Zaman iki üç dakika akıp gidecek, biliyorum. Ama güzel bir şarkı için buna değer.

Yazmak çok tatlı geldi, şarkıyı sonuna kadar dinlemeden geri geldim. Bloga bu şekilde birçok yazı bırakmak istiyorum. Bu yazılar için bir ana başlık da hazırladım. “İç döküm”. Yaptığım işlerde çok istikrarlı değilim ama bu defa site için epey uğraştım. Hem maddi hem manevi epey emek harcadım. Bunun için ayrıca epey de zaman harcadım. Nihayetinde dönüp baktığımda değdiğini düşünüyorum. Bu yazıları buraya bırakırken milyonların bir gün bunları okuyacağına inanarak bırakıyorum. Ama kimse de okumayabilir. Sadece bir kişi de okuyabilir. Milyonlarca insan okur ama kimse bir şey anlamayabilir de. Bu ihtimallerin hepsini düşünmek zorunda mısın Hüsameddin? İnanın bazen neyi düşünmek istediğime karar verebiliyorum, evet bunu başarabiliyorum ama bu çok uzun sürmüyor. Bir boşluktan zihnime nelerin dolduğunu bir bilseniz… Zihnimin içinde nelerin yüzdüğünü, nelerin dışa vurulduğunu keşke bir gösterebilsem. Aslında keşke diyorum ama bunları göstermek iyi olur mu bilmiyorum. Herkesten sakladığım kişi, herkesten sakladığım ben, böylece ortaya çıkmış olacak ve bu beni mutlu eder mi bilmiyorum. Gerçi bu şekilde İç Döküm başlığının altında yazacağım yazılar da beni daha yakından tanımak isteyenlere yardımcı olacak yazılar olacak ama sonuç nereye varacak bilmiyorum.

Çok uzun tutmanın bir âlemi yok, nasılsa artık hep buradayız.

02.51
İstanbul
27/12/20

(Visited 27 times, 1 visits today)

Gitmeden Bir Şeyler Yazmak İster Misin?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir